Aşk ve Evlilik

Aşkına renk katmak ve huzurlu yaşamak için uyulması tavsiye edilen kurallar. Aşık olmak demek; etrafınızdaki tüm mutsuzlukları unutup, hayata pembe gözlüklerle bakmak demek... Aşk ve Evlilik için doğru yerdesiniz..

ADVERTORIAL

Seçmece yazılar

Site Arşivi

Kolesterol Düşüren Yiyecekler

Written By 24 SAAT YAYIN on 14 Ağustos 2014 Perşembe | Perşembe, Ağustos 14, 2014

Kolesterol Düşüren Mucize Yiyecekler Ne Kadar Tüketilmeli? Uzman Diyetisyen&Yaşam Koçu Gizem Şeber Uyarıyor…

Kurubaklagiller: Kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek gibi besinlerin içerisinde bulunan çözünür lifler, kötü Hutlu kolesterol olarak anılan LDL kolesterolü düşürmeye yardımcıdırlar. Yapılan bir bilimsel araştırmada; her gün 1 porsiyon kurubaklagil tüketimi, 6 haftada kan kolesterol seviyelerini %10 azaltmıştır. Haftada en az üç kez kurubaklagiller sofralarımızda yer almalı.

Kuruyemişler: Fındık, badem ve ceviz gibi kuruyemişler, düzenli tüketildiklerinde kan kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcıdırlar. İçerdikleri çoklu doymamış yağ asitleri de, damar sağlığının korunmasına yardımcı olurlar. Yapılan bilimsel çalışmalara göre, günde ortalama 40 gram kuruyemiş tüketmek, kötü huylu kolesterolü düşürmeye yardımcı olur.

Soya ürünleri: İçerdikleri fitat ve izoflavonlar sayesinde düzenli tüketildiklerinde kolesterolü düşürücü etki gösterirler. Soframızda çok alışkın olmadığımız soya ürünlerine soya sütü, tofu veya soya kıyması olarak yemeklerde, çorbalarda yer verebiliriz. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) önerilerine göre; günde 25 gram soya proteini tüketmek, kötü huylu kolesterolü düşürmeye yardımcı olur.

Avokado: Avokadoda; iyi huylu kolesterol olan HDL’yi yükselten ve LDL’nin düşmesine yardımcı olan tekli doymamış yağ asitleri bulunur. Aynı zamanda diğer bütün meyvelere oranla, kolesterol düşürmeye yardımcı etkisi olan beta sitosterolleri yapısında daha fazla bulundurur. Günde ¼ veya ½ avokado tüketmek kan kolesterolünü düşürmek konusunda yol katetmeyi sağlar.

Gizem Şeber
Çikolata: Bitter çikolatanın içerdiği antioksidanlar, kalp sağlığının korunmasına yardımcıdır. Bazı bilimsel çalışmalar, kakaoda bulunan antioksidanların iyi huylu kolesterolü yükseltmeye yardımcı olduğunu göstermiştir. Günde 30 gram bitter çikolata tüketmenin, kötü huylu kolesterolün vücutta okside olmasına engel olduğu bilinir.

Bitkisel steroller: Bitkilerin yapısında bulunan bu madde, vücuttan kolesterol emilimini azaltarak, düzenli tüketimde kolesterolü düşürmeye yardımcı etki gösterir. Bitkisel sterollerin kolesterolü düşürücü etki göstermesi için günde 2 gram tüketilmeleri gereklidir. Bazı bilimsel çalışmalarda aşırı tüketimlerinin damar sertliği riskini arttırabileceği gösterilmiştir. Piyasada bulunan bitkisel sterol eklenmiş ürünleri kullanan kişiler, eğer yüksek kolesterol sebebi ile ilaç kullanıyor iseler, doktorlarına danışmalılar.


Perşembe, Ağustos 14, 2014 | 0 yorum | Devamı..

Zayıflatan paketler

Fazla kilolarınızdan mustaripsiniz. Ancak nasıl zayıflayacağınızı bilmiyorsunuz. Yaptığınız bütün denemeler boşa çıkıyor. 

O halde şimdi Kaybedenler Kulübü’ne üye olmanın tam sırası. Bu öyle bir kulüp ki kaybederken kazandırıyor. Çünkü bu kulüpte kaybettiğiniz şey sadece fazla kilolarınız

Aslında spor, diyet ya da sağlıklı yaşam ancak kişinin kendi çabası ve özverisi ile ulaşılabilen bir hedef. Kişisel spor eğitmeni, birlikte spor yaptığınız insanlar ve üyesi olduğunuz kulübün atmosferi sizi o sonuca ulaştırmada son derece etkili. Kaybedenler Kulübü, zamanınız, paranız ve çabanızın sizin adınıza istediğiniz sonuca dönüşmesi üzerine kurulu insan odaklı, samimi, etkin ve özgün bir konsept. Kişiye özel egzersiz programları, beslenme danışmanlığı ve telefon koçluğu ile sağlıklı zayıflamanın doğru adresi Kaybedenler Kulübü’nün sizin için hazırladığı zayıflama paketleri…

10 kilo vermek isteyenler için;

*Kendilerine 1-10 kiloya kadar kilo verme hedefi koyan kişiler için uygundur
*20 adet Personel Training seansı
*10 ay kilo sabitleme ve takip
*Ayda iki kez beslenme danışmanlığı
*Ayda iki kez periyodik olarak yağ ve kas ölçümleri
*2 ay boyunca 7/24 Telefon Koçluğu
*Ayda bir kez outdoor kulüp aktivitesi hakkı
*2 seans özel eğitmen eşliğinde outdoor antrenman
*Premium Kulüp üyeliği

100 günde 20 kilo vermek isteyenler için;

*100 günde kendinde büyük değişiklik hedefleyen kararlı kişiler için uygundur
*40 adet Personel Training seansı
*Ayda iki kez beslenme danışmanlığı
*Ayda iki kez periyodik olarak yağ ve kas ölçümü
*4 ay boyunca 7/24 telefon koçluğu
*4 seans özel eğitmen eşliğinde outdoor antrenman
*Ayda bir ücretsiz outdoor kulüp aktivitesi hakkı
* Premium Kulüp üyeliği

Bambaşka biri olmak isteyenler için;

*20 kilo üzerinde fazlalığı bulunan ve yepyeni bir görünüm elde etmek isteyen kararlı kişiler için uygundur.
*80 adet Personel Training seansı
* Ayda iki kez beslenme danışmanlığı
* Ayda iki kez periyodik olarak yağ ve kas ölçümü
*8 ay boyunca 7/24 telefon koçluğu
*8 seans özel eğitmen eşliğinde outdoor antrenman
*Ayda bir ücretsiz outdoor kulüp aktivitesi hakkı
* Premium Kulüp üyeliği

Perşembe, Ağustos 14, 2014 | 0 yorum | Devamı..

Performansı geliştirmek için öneriler

Günlerce ve aylarca antrenman yaparak maça hazırlanan bir sporcu, karşılaşmanın stresi ve heyecanıyla baş edemeyince, tüm bu çalışmaları boşa gidebiliyor, bu durum sonucu da büyük ölçüde etkileyebiliyor. 

Bu noktada fiziksel antrenman ve yeteneğin yanında zihinsel ve psikolojik çalışmalar da sporcular için büyük önem taşıyor. İNDA Çözüm Odaklı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden Psikolog Dr. Serkan Özgün, yapılan birçok çalışmanın yüksek performans ile zihinsel becerilerin arasında önemli bir ilişki olduğunu gösterdiğini, bu açıdan bakıldığında fiziksel antrenman kadar zihinsel becerileri öğrenmek ve geliştirmek için bu antrenmanların da yapılmasının çok önemli olduğunu vurguladı. Özgün; “Kulüplere önerim, bu alanda uzmanlaşmış, eğitimler almış, deneyimli psikologlarla çalışmaları ve bu çalışmaların sürekliliğini sağlamaları.” dedi.

“Stres ve heyecanla baş edemeyen bir zihin, madalyayı kesin kaybettirir”

İNDA Çözüm Odaklı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden Uzman Psikolog Ersin Bayramkaya konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Ne kadar çok fiziksel antrenman da yapsanız, kendi antrenmanlarınızda rekorlar da kırsanız, karşılaşmaya çıktığınızda stres ve heyecanınızla baş edemiyorsanız, bedeniniz ve zihniniz istediğiniz gibi çalışmayacaktır. Bu da doğal olarak gerçek performansınızı göstermenizi engelleyecektir. Buradaki stres ve heyecana ‘performans bloğu’ diyoruz. Sporcunun başarısının önünde duran büyük bir engel. Bunu aşmadan tabii ki madalyaya ulaşmak zor. Diğer taraftan güçlü bir zihin size tabii ki madalyayı garanti etmez. Ama zayıf bir zihin, yani stres ve heyecanla baş etmeyi gerçekleştiremeyen bir zihin, size madalyayı kesin kaybettirir. Bu noktada zihinsel ve psikolojik çalışmalar tabii ki fiziksel antrenmanın ve yeteneğin yerini alamaz. Ama gerçek başarı, sürdürülebilir başarı her ikisinin de var olduğu bir süreçte gerçekleşebilir. Çünkü her ikisi de birbirini besleyen ve güçlendiren önemli ve değerli süreçlerdir.”

Sporda performansı geliştirmek için zihinsel beceriler

İNDA Çözüm Odaklı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden Psikolog Dr. Serkan Özgün ve Uzman Psikolog Ersin Bayramkaya, spor alanında performansı geliştirmek için en çok kullanılan zihinsel becerileri şu şekilde sıraladılar:

“Zihinde Canlandırma (Imagery): Zihinde canlandırma, görselleştirme ya da zihinsel prova olarak da bilinir. Bütün duyu organlarımızı (görme, hissetme, duyma, tat alma, koklama) kullanarak belirli bir antrenmanın zihninizde provasını yapmak anlamına gelir. Zihinsel canlandırmada tüm duyuları harekete geçirecek şekilde oluşturduğumuz resimler aracılığıyla o ana odaklanır ve zihnimizdeki performansı bedenimizin neredeyse hiç çaba sarf etmeden sergilemesine imkan sağlarız.

Hedefler Belirlemek (Goals Setting): Etkili performans için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlemek ve süreci takip ediyor olmak önemlidir. Hedef belirlemek dikkatimizi ve enerjimizi etkili bir şekilde kullanmamızı ve karşılaşmalarda daha başarılı olmamızı sağlar. Hedeflerimiz belirli, gözlenebilen, ölçülebilen, kaydedilebilir, olumlu, zaman tanımlı ve ulaşılabilir zorlukta olmalıdır.

Kendinle İç Konuşmayı (Self-Talk) Kontrol Etmek: Kendinle konuşma, zihinsel olarak olumlu ve gerçekçi olmayı, sakin kalmayı sağlayan aynı zamanda odaklanmayı taze tutan bir tekniktir. Her sporcu kendi kendine konuşur. Zor olan bu iç konuşmayı performansımızı olumsuzdan ziyade olumlu etkileyecek bir şekilde kullanabilmektir. Çünkü iç konuşmalar yaşamın akışı içinde pek çok tepkimizi (duygularımızı, davranışımızı) belirler. Bu noktada performansımızla ilgili kendimize olumlu, motive edici cümleler kurmamız performansımızı olumlu yönde destekler.

Uyarılmayı/Kaygıyı Kontrol Etmek (Controlling Arousal/Anxiety): Uyarılma, uyku halinden en şiddetli heyecana kadar bir yelpazede değişen nöron uyarımından oluşur. Uyarılma, doğal ve sürekli devam eden bir durumdur; fakat uyarılma seviyesi çok yükseldiğinde stres ya da kaygı gibi problemlere neden olabilir. Var olan stres ve kaygıyı azaltmada rahatlama teknikleri arasında en çok kullanılanlar, nefes egzersizi ve aşamalı kas gevşetmedir. Bu teknikleri kullanarak rahatlamış bir zihne ve bedene sahip olabiliriz.

Dikkati Kontrol Etmek (Controlling Attention): “Dikkat ve konsantrasyon” üstün performans ve başarı için oldukça önemli kavramlardır. Dikkat, bir hedefe yönelik bilinçli ve yoğun algı olarak tanımlanır. Konsantrasyon ise ilgili çevresel uyaranlar üzerinde odaklanmayı sürdürme yeteneğidir. Bu iki kavram etkili performansın gerçekleşmesinde anahtar rolü oynamaktadır.

Rutin Davranışlar (Routine Behaviours): Rutin davranışlar, performans sergileyen kişinin düşüncelerinin, duygularının ve performans-öncesi davranışlarının tutarlılığını arttırır. Bu etkisinden dolayı, rutinler daha tutarlı performans davranışının da oluşmasını sağlarlar. Bu da daha iyi sonuçlar demektir.

Öfkeyi Kontrol Etmek (Anger Management): Öfke, sporcuların zaman zaman yaşadığı, uygun ifade edildiğinde olumlu sonuçlar doğuran normal ve sağlıklı bir duygudur. Engellenme, istenmeyen sonuçlar ve karşılanmayan beklentiler öfkeyi ortaya çıkaran ve arttıran nedenlerin başında gelmektedir. Bu durum sporcunun hedeflerinden uzaklaşmasına, olayların gidişatını yönlendirememesine neden olmaktadır. Normal bir duygu olan öfkenin bu olumsuz sonuçlara sebep olmaması için, öfke duygusunun tanınması, kabul edilmesi ve işlevsel bir biçimde ifade edilebilmesi gerekmektedir.”

Perşembe, Ağustos 14, 2014 | 0 yorum | Devamı..

Beyin Tümörü Habercisi Olabilir!

Erişkin bir yaştaysanız ve epilepsi nöbetleriniz oluyorsa en kısa zamanda bir uzmana başvurmanızda fayda var. Çünkü geç yaşlarda ortaya çıkan epilepsi nöbetleri beyinde oluşan bir hastalığın ön habercisi olabilir…

Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa ile beyin tümörlerinin bilinmeyen belirtilerinden biri olan epilepsi ataklarını konuştuk…

Epilepsinin, bir grup beyin hücresinin zaman zaman ve düzensiz aralıklarla ortaya çıkan, anormal ve güçlü elektriksel deşarjlarının doğurduğu klinik bir tablo olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bozbuğa, ‘Toplumda en çok bilinen epilepsi türü grand mal epilepsidir. Bu türde bütün vücudu tutan, şiddetli kasılıp gevşemelerle görülen, bilinç kaybı ve bir takım istemsiz-otonomik hareketlerin de bulunduğu nöbetler görülür. Ancak epilepsi hastalığının çok sayıda tipi vardır ve nadir görülen bazı şekillerinde tanı koymak tecrübeli uzmanları bile zorlayabilir. Çoğu hastada epilepsi kendi başına bir hastalık olup tedavi doğrudan sara nöbetlerine yönelik olur.

İleri yaşlarda görülen epilepsi nöbetleri 

Bu tedaviler genellikle ilaç tedavisi şeklinde yapılır ve nadiren cerrahi girişimler gerekir. Ancak, bazı durumlarda sara nöbetleri kendi başına bir hastalık olmayıp, bazı beyin hastalıklarının belirtisi olarak da görülebilir. Bu hastalarda dikkat çeken en önemli özelliklerden biri, genellikle çocukluk çağı epilepsi ataklarının aksine geç yaşlarda ortaya çıkmış olmasıdır. Dolayısıyla ileri yaşlarda görülen epilepsi nöbetleri daima altta yatabilecek primer bir beyin hastalığını akla getirmeli ve bu yöndeki tetkikler ışığında uzmanlar değerlendirmelidir.

Erişkin yaşlarda başlayan epilepsi hastalığında birincil beyin hastalığı olarak beyin tümörleri görülür. Beyin tümörlerinin belirtisi olabilen bu nöbetler bütün vücudu tutabildiği gibi bazen sadece belirli bir vücut bölgesinde olabilir ya da duyusal algılama bozuklukları ve davranış değişiklikleri ile kendini gösterebilir. Yaygın ya da bölgesel tipte olsun epilepsilerin beyin tümörlerinde görülme sıklığı %25-50’dir. Genellikle yavaş büyüyen ve beyinde kortikal uyarılmanın yüksek olduğu bölgelerin tutulduğu tümörlerde sıklıkla bir belirti olarak ortaya çıkar.’ açıklamasında bulundu.

Bu Belirtiler Varsa Hekiminize Başvurun

• Yavaş ilerleyici tipte bir baş ağrınız varsa,
• Kişilik ve davranış değişiklikleri göstermeye başladıysanız,
• Geçmişi olmayan bir epilepsinin ortaya çıktıysa ve epilepsi atakları yaşıyorsanız en kısa zamanda bir uzmana başvurmanızda fayda var.
Perşembe, Ağustos 14, 2014 | 0 yorum | Devamı..

Burun eti büyümesi uykusuzluk nedeni

Sağlıklı nefes alamıyor, geceleri horluyorsanız, uykusuzluk problemi yaşıyorsanız nedeni burun etlerinizin büyümesi olabilir. 

Sıklıkla geniz eti ile karıştırılan burun etlerinin soluduğumuz havayı nemlendirip temizlemek ve ısıtmakla görevli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Teoman Dal, kalıcı burun eti büyümesinin nedenlerini şöyle sıraladı: “Solunum yolları için vazgeçilmez öneme sahip olan burun etleri, bir tür süzgeç ve klima gibi çalışırlar. Soğuk ve kirli havada geçici olarak büyür, sıcak ve temiz havada küçülürler. Bu nedenle soğuk havada burnumuz tıkanır, sıcak havada daha rahat nefes alırız. Ancak, alerjik nezle, kronik sinüzit, kötü hava koşullarına sahip yerlerde yaşamak ve uzun süre burun açıcı spreyler kullanmak burun etlerinin kalıcı olarak büyümesine neden olur”.

Burun etlerinin önemli fonksiyonları olması nedeni ile büyüyerek çeşitli problemlere neden olmaları durumunda hiçbir zaman tam olarak kesilip çıkartılmamaları, her zaman uygun yöntemlerle küçültülerek fonksiyonlarının korunması gerekmektedir.

BURUN TIKANIKLIKLARININ EN SIK RASTLANAN SEBEBİ; BURUN ETİ BÜYÜMESİ
Nefes almayı zorlaştıran, geceleri horlamaya neden olan burun eti büyümesi, hayat kalitesini ciddi şekilde düşürmesinin yanı sıra önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Burun tıkanıklıklarının sıklıkla burun etlerinin büyümesinden kaynaklandığını vurgulayan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Teoman Dal; “Burnumuz tıkandığında çareyi burun açıcı spreylerde arayabiliyoruz. Oysa bu spreyler uzun süre kullanıldığında burun etlerinin büyümesine ve fonksiyonlarını kaybetmesine neden oluyor. İçerisinde bulunan kan damarlarının genişlemesi ile büyüyen ve daralması ile küçülen alt burun etlerinin damar büzücü etkileri olan burun açıcı spreyler ile küçültülmeye çalışılması, zamanla damarların kalıcı olarak gevşemesine ve etlerin kalıcı olarak büyük kalmasına neden olabiliyor.” dedi.

BURUN ETİ BÜYÜMESİ AMELİYATSIZ TEDAVİ EDİLEBİLİYOR
Doç. Dr. Dal, burun eti büyümesinin ilaç, radyo frekans ve benzeri burun eti içine ısı veren teknikler ya da cerrahi yöntemlerle tedavi edilebildiğini söyleyerek şu bilgileri verdi; “Burun etlerindeki büyüme alerji ya da enfeksiyonlara bağlı ise muhakkak öncelikle ilaç tedavisi denenmelidir. Burun etlerinin yoğun kan damarı içeren yumuşak doku kısmının genişlemesinden kaynaklanan büyümelerinde ameliyata başvurmadan radyofrekans uygulamasıyla burun etlerini küçültebiliyoruz.

Muayenehane koşullarında yapılabilen nispeten ağrısız, uygulaması oldukça basit bir teknik olan radyofrekans yönteminde genel anestezi uygulamaya gerek kalmıyor ve işlem 10 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanabiliyor. Hastalar işlem sonrasında normal hayatlarına geri dönebiliyor. Eğer burun etlerindeki büyüme kemik kökenli ya da ilaç veya radyo frekans ile tedavi edilemeyecek seviyede ise ameliyata başvuruyoruz.” dedi.
 Doç. Dr. Teoman Dal

Kalıcı burun eti büyümesinin en sık nedenleri:
• Burun içi eğikliklerde karşı burun pasajındaki etlerin büyümesi
• Alerjik nezle
• Kronik sinüzit
• Havanın kirli ya da kuru olduğu yerlerde yaşamak.
• Uzun süre burun açıcı damlalar kullanmak.
Burun eti büyümelerinde tedavi seçenekleri:
• İlaçla burun etlerini küçültme,
• Radyofekans, elektrokoter, Lazer gibi et içine ısı veren teknolojilerle küçültme,
• Cerrahi olarak yani ameliyatla küçültme


Perşembe, Ağustos 14, 2014 | 0 yorum | Devamı..

Kıl Dönmesi Deyip Geçmeyin!

Kıl dönmesinin nedenlerini ve tedavisini Hisar Intercontinental Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlker Abcı’dan öğrendik.

Kıl dönmesi nedir ve nasıl oluşur?
Genellikle genç ve kıllı erkeklerde görülen hastalık çok kıllı olmayan erkeklerde ve bayanlarda da görülebilir. Halk arasında kıl dönmesi olarak bilinen kist dermoid sakral, sıklıkla kuyruk sokumu bölgesindeki kılların cilt altında yuvalanması, bu yuvanın enfekte olması, sonrasında akıntılı bir apseye dönüşmesidir. Hastalık temelde cilt altı dokusunun enfeksiyonudur. Kuyruk sokumu bölgesi dışında kasıklarda, göbekte ve koltuk altında da görülebilir. Hastalığın sebebi tam olarak bilinmese de; kuyruk sokumu bölgesindeki kıl köklerinin küçük iltihaplarının zamanla genişlemesi, oturma ve kalça hareketleriyle bu iltihaplı yuvaya kılların yerleşmesi sonucunda geliştiği kabul edilir.

Kıl dönmesi olduğu nasıl anlaşılır?
Hastalık kişinin kendi göremeyeceği bölgede olduğundan yol açtığı şikayetler sonrasında fark edilir. Kuyruk sokumu bölgesinde akıntı, ağrı, şişlik ve kötü koku varsa mutlaka hekime başvurulmalıdır. Hastalık genellikle küçük bir sivilce olarak değerlendirip kendiliğinden iyileşmesini beklenir. Kuyruk sokumu bölgesine bakıldığında orta çizgide çok küçük delikler, şişlik görülebilir; nadiren hiç delik olmadan da hastalık gelişebilir. Hastalık bir iki gün içinde başlayan, ağrı ve şişlik şikayetine neden olan, kıl dönmesi apsesi ya da uzun süredir olan akıntı, kaşıntı şikayetiyle de kendini belli eder.

Nasıl ve ne zaman tedavi edilir?
Tespit edildiği anda tedavi edilmesi gerekir. Çünkü kıl dönmesi kendiliğinden iyileşmez; aksine hastalıklı alan zamanla büyür ve ihmal edildiğinde daha geniş bir alanı tutarak, ameliyatta daha geniş bir cilt ve cilt altı dokusunun çıkarılması gerekebilir. Kıl dönmesinin temel tedavisi ameliyat ile hastalıklı alanın çıkarılmasıdır.

Uygun hastalarda bazı kimyasal maddelerin kullanıldığı ameliyat dışı uygulamalar da kullanılabilir. Ancak eğer apse oluşursa hızla cerrahi yöntemle apsenin boşaltılması gerekir. Apse gelişmeden hekime başvurulursa kalıcı ameliyat planlanır. Sanılanın aksine kıl dönmesi ameliyatı sonrası hastaların uzun süre yüzüstü yatması gerekmez. Bu istirahat süresi içinde hasta istediği gibi yatabilir, gezebilir, 48 saat sonra banyo yapabilir.

Ameliyattan 3-5 gün sonra günlük işlerine geri dönebilir. Ameliyat sonrası kuyruk sokumu bölgesinin kuru ve kılsız tutulması gerekir. Bu amaçla tüy dökücü kremlerle veya lazer epilasyon ile kıl temizliği faydalıdır. Uygun seçilmiş tedavi yöntemi ve deneyimli ellerde sanıldığı kadar tekrarlama görülmez. Tekrarlamaların bir kısmı pansumanlar ile tedavi edilebilir.

Perşembe, Ağustos 14, 2014 | 0 yorum | Devamı..
 
LOGO2

Yaşam ve İnsanlar Magazin